24/12/2009 · Kategori: Iliskiler
Gitmeyi Biliyorsan Gel!
Her sabah aynı güne uyanmak ne demektir, bilir misin sevgili? Ne zaman gönülden sevsem, kendini tekrar ediyor aşkın kaderi. Bu yüzden, bu aşkımın son yolculuğudur.

Gitmeyi Biliyorsan Gel!
Birini sevmek, ömürden koca bir parça vermektir. Kendine saklayacağın, öğreneceğin, eğleneceğin vakti, başkasına hediye etmektir. Gün gelip geriye baktığında, boşa kaybedilmiş zamanların yasını tutmayı istemiyorum.
Ne zaman şöyle katıla katıla sevsem, birileri kırıp geçer kalbimi. Ardından küskün bir çocuk gibi kalırım. Elinden elma şekeri alınmış gibi.. Sonra çok ağlayınca yenisini getiri hayat, ben de yerimde zıplayarak dövünürüm, “bana ne eskisini istiyorum” diye.
Aynı şeyleri yaşamaktan yorgunum. Belki anlayamayacaksın ama aşkın yorgunluğu ağır oluyor. Bu yüzden son defa seveceğim. Bu son seferidir kalbimin. Yolculuklardan eskimiş bir gemi gibiyim, ha battım, ha batıyorum.
Şimdi seninle en baştan başlamak istiyorum. Hiç kırılmadığım, üzülmediğim, heyecanlı ve mutlu zamanlara dönerek, son bir şans vermek istiyorum sana, bana, aşka…
Sen de gidersen eğer, içimi acıtan yaralar bırakarak; vazgeçeceğim. Sevmenin ve sevilmenin, o sihirli dünyasına olan umudumu yitireceğim. Üstelik gidecek yerim de olmayacak, kendimden başka!
Bunları bilmelisin sevgili, bilerek girmelisin benimle yaşam yolculuğuna. Bir parça gönül eğlencesi istiyorsan, biraz zaman geçirmek ve başka denizlerde yüzmeye gitmeyi düşünüyorsan; şimdi git! Sonra geç olacak.
Gitmek isteyeni kimse tutamaz, bilirim. O yüzden kimseye “kal” demedim. Bir kalp gitmeyi aklına koymuşsa, yanımda dursa ne fayda… Bitişler yaralamıyor beni, ayrılış biçimleri acıtıyor. Kimse ömürlük gelmez elbette, istisnaları saymazsak ama giderken de akılda tebessüm bırakacak kadar düzgün gitmeyi bilmeli insan.
Bir kahvenin kırk yıl hatırı varsa, bir aşkın hatırı kaç ömür ediyor? Ayrılık mutlaka ki güzel değildir ancak gitmenin de adabını bilmeli. Şöyle yüreklice geçip karşıma, “gitme vaktidir” diyecek kadar erkekçe davranmayı bileceksen, şimdi gelebilirsin. Arkamdan vurmadan, ihanet etmeden, kalp kırmadan, dostça gitmeyi biliyorsan; al kalbim senindir.
Ben sonrasında elbette üzülürüm. İki damla gözyaşı da, onca yaşanmışlığın hakkıdır üstelik. Yeter ki, bir sevgi gözyaşı dökmeye değer olsun. Ayrılığın o buruk acısını da çekmelidir yürek, yoksa büyüyemez. İşin özü sevgili, gitmeyi biliyorsan gel. Ben ancak o zaman sana “adam” derim…
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
Etiketler : gitmek,gelmek
KİŞİLİK TESTİ
Hakkınızda daha bilmediğiniz şeyleri öğreneceksiniz!!!
Sana yalnız 3 kısa soru sorulacak fakat cevaplar seni şaşırtacak.
sadece cevapları merak ettiğin için kendini kandırma sakın.
hafızan ve hislerin bir paraşüt gibidir:
paraşüt acık olduğunda en iyi şekilde faydalıdır.
bu test aynı zamanda sana zevk verecektir ama, yalnız sana söylenenleri yaparsan.
çok iyi ve titizlikle takıp edersen... ...mızıkçılık yok!!!
dikkat: soruları sırasıyla cevapla.
sadece üç soru. önceden sonuçlara bakarsan cevapların doğru ve dürüst olmaz!!!
eline bir kalem, kağıt al ve cevaplarını yaz.
sonunda sana lazım olacak.
bu dürüst bir soru-cevap-testidir
sana gerçek benliğinden doğruları söyleyecek!
soruları hislerinle veya hislerin ile cevapla!!!
bu gelecek beş hayvanları aklına gelen sıraya diz.
(sen sıralamayı nasıl istersen öyle yap!)
A. İnek
B. Kaplan
C. Koyun
D. At
E. Domuz
Aşağıdaki sözcükleri basit bir şekilde tarif edin.
Aklına gelen ilk sözcüğü yaz:
(Bir "nasıl" sözcüğüne yanıt gibi, örneğin: at kötü!)
A. Köpek
B. Kedi
C. Sıçan
D. Kahve
E. Deniz
Seni de tanıyan insanları ve onları gelecek olan renklerle karşılaştır:
(Lütfen aynı kişiyi 2 kez yazmayın, örnek: Pembe - Füsun)
A. Sarı
B. Turuncu
C. Kırmızı
D. Beyaz
E. Yeşil
Hazır mısın???
Yanıtlarının doğru ve dürüst olduğuna lütfen emin ol,
Ve
Senin gerçek hislerini yansıttığını!!!
Son şans...
Şimdi de aşağıda verdiğin yanıtların yorumuna bakabilirsin.
İlk soru senin hayatındaki öncelikleri yansıtıyor:
İnek: kariyer
Kaplan: gurur
Koyun: aşk
At: aile
Domuz: para
Kaplan
Domuz
At
İnek
Koyun
Tarif ettiğin köpek kendi kişiliğin
Tarif ettiğin kedi sevgilinizin kişiliği
Tarif ettiğin sıçan düşmanlarının kişiliği
Tarif ettiğin kahve senin seksi tarifin
Tarif ettiğin Deniz kendi hayatının tarifi
Sarı: bu kişi seni asla unutmayacaktır
Turuncu: bu kişiyi gerçek dostun olarak görüyorsun
Kırmızı: bu kişiyi gerçekten seviyorsun
Beyaz: sana benzeyen ruh
Yeşil: hayatın boyunca hatırlayacağın kişi
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
Etiketler : test,b,z
23/12/2009 · Kategori: Iliskiler
İlişkilerin Altın Kuralı!
Günümüzün modern kadının hayalinde mükemmel erkek var. Erkeklerden bu kadar çok şey beklemek ne kadar gerçekçi?

İlişkilerin Altın Kuralı!
Ülkemizde artan boşanma oranlarını da göz önüne alırsak, ilişkilerde çok fazla beklenti içine girdiğimiz sonucuna varabiliriz. Birçok bekar kadın, rüyalarının erkeği hakkında gerçekçi davranmıyor. Aslına bakarsanız bu sorun erkekler içinde geçerli. Kadın ve erkek bir ilişkiden ne beklemesi gerektiğini atlıyor.
Yapısal olarak birbirinden farklı olan kadın ve erkek, aslında beyinsel yapı açısından da farklıdır. Bu durum, ilişkileri içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Kadın ve erkeğin arasında gözlenen en büyük ayrımlardan birisi duygulardır. Kadınlar duyguları çok daha kolay anlayabilirler. Oysa erkekler, duygu açısından daha kısıtlıdırlar.
Kadınlar, erkeklerin kendilerini anlamadığından şikayetçidirler. Kadınlarda daha yüksek olan önsezi ve sağduyu, erkekleri rahat anlamalarına sebep olur. Kadın, kendisinin anladığı gibi, erkekten de aynı tavrı bekler. Oysa bu durum erkek için zordur. Erkekler, siz ne istediğinizi ve hissettiğinizi anlatmadıkça, ortada bir sorun olduğunu tahmin edemezler. Karşılarına geçip içinizdekileri dile getirmeniz gerekir. Diğer taraftan, söylediğinizde de anlamam ihtimalleri yüksektir.
Vurdumduymazlıkla suçladığımız erkekler, bizim hassas olduğumuz konulara karşı aynı derecede duyarlı davranmazlar. Çünkü onların ilgi alanı ile bizimki farklıdır. Biraz özeleştiri yapmak gerekirse, erkekler eşleriyle pek çok sorunu tartışırlar. İş yerinde yaşadıkları sıkıntıları, kendileriyle ilgili problemleri anlatırlar. Biz kadınlar bu konuda daha ketumuzdur. Biz dertlerimizi, en yakın arkadaşımızla daha çok paylaşırız.
Bunun sebebi ise, erkeklere anlatılan sorunlar karşısında, aldığımız tavırdır. Onlar bize bir sıkıntılarını açtıklarında, biz olaya son derece duyarlı ve hassas yaklaşırız. Yani, onların ihtiyacı olan geri beslemeyi karşılarız. Oysa erkeklere anlatılan sorunlar karşısında aldığımız tepkiler yetersizdir. Onlar konuyu önemsiz görürler. Fazla detaycı ve kırılgan davrandığımızı düşünürler. Bu yüzden biz de dertleşmek için kız arkadaşlarımıza başvururuz. Çünkü onlardan aldığımız cevaplar bizi tatmin eder.
Kadın ve erkeğin birlikte mutlu yaşayabilmesinin altın kuralı, anlamaktır. Aslına bakarsanız, sevmek de anlamaktır. Kadın ve erkek aynı pencereden baktıklarında, aynı manzarayı görmezler. Bunun hayatın içindeki tüm tepkilerde böyle olduğunu kabullenmek gerekir. İki taraf için de bu kural geçerlidir. Birbirine bu kadar zırt ama aynı derecede tamamlayan iki cinsiyet, sevgi dolu bir ilişkiye ancak böyle ulaşabilir.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Etiketler : ilişki,biz
23/12/2009 · Kategori: Iliskiler
Yaşam Hamalı…
Omuzlarımda ve boynumda sürekli ağrı var. Hayatın yükünü taşımaktan olduğunu söylüyorlar. Gerçekten öyle mi?

Yaşam Hamalı…
Ben hep, bilgisayarın başında oturduğum ve yazı yazmaya çalıştığım için ağrım var zannediyordum. Değilmiş! Vücut yaşadığı psikolojik durumları, işaretlerle ortaya koyarmış. Doğruluk payı var. Bu omuz ağrısı beni öldürecek. Gerçekten hayatın yükünü fazla çekiyorum. Bir nevi yaşam hamalıyım da denebilir.
Bazen de karnım ağrıyor. Bunun sebebi ise, söylemek isteyip de söyleyemediğim şeylerin sancısıymış. Çoğu zaman aklımdaki ağzımdadır ancak karşımdakini kırmamak için sustuğum da oluyor. Dikkat edeceğim bakalım, içime attığım cümleler mi midemde dolanıyor?
Başımın ağrısına bir açıklama bulmak istediğimde ise, halledemediğim sorunlar karşılığını alıyorum. Halletmekle bitmiyor ki! Birini çözüyorsun, diğeri geliyor. Mesela insanın hiç ödenecek faturası bitiyor mu? Su, elektrik, doğalgaz, kira, durmadan posta kutusunu dolduruyorlar. Bunların dışında da çözülmesi gereken sorunlar var. Aile problemleri, arkadaş kaprisleri, iş yerinde sorunlar…. Hiç durmuyor. Demek ki, ömrümün sonuna kadar balım ağrıyacak benim. Zaten balık burcuyum, dertler bende elbise gibi duruyor. Neyse ki, 2010’da biraz rahatlayacakmışım. Astrologum öyle söyledi. Jüpiter ve Uranüs’ün üstümde etkileri olacakmış. Olsun bakalım! Ben beklerim, alışkınım.
Zaman zaman da kalbim ağrıyor. Kalp krizi veya panik atak değil. Bunun nedenini biliyorum. Aşk! Gerçi o tek başına kalbi değil, vücudumun her yerini ağrıtıyor. Kim ne derse desin, bu aşk denen duygu, bedene sızınca, insanın tavrı değişiyor.
Aşık olanı yüz metre öteden tanırsınız. Gözlerinde ışıltı, yüzünde anlamsız bir tebessüm, etrafa enerji saçan birini görürseniz, anlayın ki aşıktır. Aşk dediğin metabolizmayı harekete geçiriyor. Bir mutluluk, bir keyif, sormayın gitsin…
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Aşk dediğin geldiği gibi kalmayı beceremiyor ki! Vakit geçtikçe değişiyor. İnsanda ne o güzel haller kalıyor, ne enerji bırakıyor. Biraz hüzün, biraz keder, biraz da depresyon, al sana aşkın finali!
Vallahi yoruldum! Aşk, iş, para, dert, tasa, sağlık, huzur, mutluluk, bir ömür bunları bulmak için geçiyor. Üstelik aşk diye çıkılan yoldan hüzün, para diye çıkılan yoldan sorunla dönülüyor. Yok, ben gidiyorum, uğraşamam! Sıkıldım yahu! Gidip biraz kafa dinleyeceğim. Nereye mi? Bilmem! Size bu satırları yazdığım sırada gökyüzünden sel gibi yağmur akıyor. Belki çıkar biraz ıslanırım. Yarın bu sayfada beni göremezseniz, bilin ki yağmura karışmışımdır. Ama beni o da almaz. Ne yapsın insana karışıp yağmur? O, karışacağı yeri biliyordur….
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Etiketler : aşk,biz
23/12/2009 · Kategori: Kadinlar
Ağlamayı Unutmuş Kadınlar!
30’lu yaşların ortalarını geçmiş, özgür ve ayakları üstünde duran kadınlar, sahip olduklarına sıkı sıkı bağlanırlar. Onları elde etmek için çok acı çektiklerinden olmalı…

Ağlamayı Unutmuş Kadınlar!
Bir erkeğin baskısını taşımaya, ona muhtaç olmaya dayanamazlar. Aslında hepsinin içinde, kurtarılmayı bekleyen bir genç kız yaşar ancak bunu kendilerine bile itiraf etmekte zorlanırlar. Ben de o kadınlardan biriyim.
Özgür ve başarılı kadın imajımızı korumak için, bazen kadın yanımızdan ödün veririz. Yaşamın ağır sorumlulukları altında ezilip gitmemek, biraz da bu duruşa bağlıdır. Erkekleşiriz! Dik durmak, her olayın altından tek başına kalkabilmek, acil durumlarda soğukkanlı olmayı başarmak ve bütün kararları yalnız almak gibi sorumluluklarımız var.
Aslına bakarsanız, hepimizin için pek çok kadın yaşıyor. Dışarıya gösterdiğimiz yüzümüz olan kadın, gerçekten güvendiğimiz ve sevildiğimiz bir adamın yanında ortaya çıkan kadın, iş yerindeki sert ve otoriter kadın, ailemizle birlikteyken ortaya çıkan kadın, bu kadınların hepsi içimizde var. Fakat hayatın getirdikleri yüzünden bazen birkaçını geri plana itmek zorunda kalıyoruz.
Bence bilinçaltında kandırılmak korkusu yatıyor. Hele bir de, aşkın bıraktığı yaralar arasında ihanet varsa, bu korku daha da perçinleniyor. Birisinin bizi aptal yerine koymasındansa, yalnızlığı tercih ediyoruz.
Bu noktaya da boşuna gelinmiyor aslında. Bu tarz kadınların hayat hikayelerine şöyle bir göz atsanız, hepsinde büyük ve ağır darbeler fark edersiniz. Kabuk bağlamış yaraların, gece yarılarında kan sızdırdığı kalpler, kendinden bile kaçmayı becerir. Bu kadınları ağlarken zor görürüsünüz. Gözyaşlarını saklamayı, gururla eş tutan kadınlar; öyle bir gün gelir ki, ağlamayı da unuturlar.
Bir kadın, aslında çok kadındır. Dışarıya hangi maskeyle çıkmış olursa olsun, içinde hem küçük bir kız çocuğu, hem seksi ve vamp bir kadın uyuyordur. Baktığınız kadında ne görebildiğiniz, sizin yeteneğinizdir. Bir kadını anlamak, sahip olmak ve onu yaşayabilmek için, öncelikle duvarın arkasına bakmayı öğrenmiş olmanız gerekir.
Bizler, yani ağlamayı unutmuş kadınlar; içimizde büyük sevdalar biriktiririz. İsteriz ki, bir prens gelsin, üstümüze yığılmış tozu toprağı silkeleyip, ışıldayan kalbimizi ortaya çıkarsın. O zaman herkesten fazla ve büyük severiz. İşte o zaman aşk nasıl yaşanır, nasıl sevilir, kadın olmak nasıl olur gösteririz ama ne o prens gelir, ne de biz gelenin prens olduğunu anlayacak kadar güven duyup, el uzatabiliriz…
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Etiketler : aşk,kadın
« Önceki ::